Yemen ve Umman İç Savaşlarında İsrail’in Rolü
Yemen ve Umman İç Savaşlarında İsrail’in Rolü
![]() İsrail, bölgedeki diğer pek çok iç çatışmada olduğu gibi, Yemen iç savaşında da aktif rol oynadı. |
Soğuk Savaş boyunca Yemen, Kuzey ve Güney olmak üzere iki ayrı devlete bölünmüş durumdaydı. Güney Yemen, önceleri İngiltere tarafından yönetilen Batı yanlısı ılımlı bir ülkeydi, sonradan bir Sovyet müttefiki haline geldi. Kuzey Yemen ise 1962 yılına dek İmam Ahmed adlı bir diktatörün egemenliğindeydi. Ülkedeki kabileleri ağır vergilere bağlayan İmam Ahmed, onları kontrolü altında tutabilmek için ilginç bir yöntem de bulmuştu; her kabilenin önde gelen bir kaç ismi, o kabilenin çıkaracağı muhtemel bir isyanı önlemek için İmam’ın sarayında rehine olarak tutulur, dış gezilere bile onun yanında götürülürlerdi.
Bu geleneksel monarşinin ordu içinde ciddi muhalifleri vardı ve bu muhaliflerin en büyük destekçisi de, Arap dünyasındaki monarşilerin tümünü yıkıp yerlerine radikal rejimler kurmak isteyen Mısır lideri Nasır’dı. Mısır istihbaratı, İmam Ahmed’i öldürmek için başarısız bir kaç suikast girişimde bile bulunmuştu. Bunları atlatan İmam Ahmed, Eylül 1962′de hastalanarak öldü ve tahtını oğluna bıraktı. Ancak genç kral henüz idareyi ele alamadan ordudaki “Nasırcı” subaylar bir darbe düzenleyerek monarşiyi devirip bir cumhuriyet kurduklarını ilan ettiler. Genç kral, kuzeye, Suudi Arabistan sınırına sığındı ve oradaki kabilelerden ve asıl olarak da Nasırcı dalgayı endişe ile izlemekte olan Suudi Arabistan’dan destek buldu. Ve Nasırcı cuntaya karşı bir iç savaş başlattı.
|
|
Savaş çok kısa zamanda uluslararası bir boyut kazandı. Sovyetler Birliği ve Mısır, darbeci subaylara havadan askeri yardım ulaştırmaya başladı. Buna karşılık ABD de CIA aracılığıyla devreye girmekte gecikmedi. İsrail ise, Yemen’deki bu savaşı ABD’den daha da fazla önemsiyordu ve çok ilginç bir yöntem kullanarak savaşa müdahil oldu.
İsrail’in, Yemen’deki Kralcılara destek olabilmek için kullandığı bu ilginç yöntem, Yemenli Yahudiler “kartı”ydı. Söz konusu Yahudiler, devletin kurulmasının ardından İsrail’e göç ettirilen doğulu Yahudi cemaatlerinin en önemlilerinden birini oluşturuyorlardı. 1948 ile 1950 yılları arasındaki “Sihirli Halı Operasyonu” ile yaklaşık 50 bin tanesi İsrail’e getirilmişti. İşte bu Yahudilerin aralarından özenle seçilen bazı “yetenekli”ler, Yemen iç savaşına İsrail adına müdahale etmek için eski ülkelerine geri gönderilmeye başlandılar. Amerikalı yazarlar Cockburnler’in deyimiyle “eski yurttaşlarına modern silahların nasıl kullanılacağını öğretmek için” geri dönüyorlardı.81
![]() Kabus İbn-i Said |
Modern silahların nasıl kullanılacağını öğretmek için geri dönen bu yerel Yahudilerle birlikte çok sayıda “modern silah” da gönderiliyordu elbette. Gönderilen silahlar İsrail yapımıydı, ama Yahudi devletinin Araplar arasındaki bir savaşa karıştığının farkedilmesinin ne büyük bir skandal oluşturacağı bilindiği için, bu durum özenle gizlenmişti. Silahlar önce İran’a yollanılıyor, burada yeniden etiketlenip, Farsça yazılı sandıklara doldurulup öyle gönderiliyorlardı Yemen’e. Bu arada Yemen’e geri dönen eski Yemenli yeni İsrailli Yahudiler de kimliklerini gizlemek için özel bir özen gösteriyorlardı.82
1970 yılında Kralcılar iç savaşı kazandılar. Hallahmi’nin belirttiği gibi, bu, Yemen Kralı’nın olduğu kadar İsrail’in de hanesine yazılacak bir zaferdi aynı zamanda.
Ancak 1970 yılı, Yemen’in biraz doğusunda İsrail için yeni bir cephe açtı. O yıl Umman’da iktidarı oldukça otoriter bir lider olan Sultan Kabus İbn-i Said ele geçirmişti. Baskıcı ve muhafazakar bir rejim kuran Kabus, İsrail’in monarşilere duyduğu geleneksel sempatinin bir gereği olarak, Tel-Aviv’de olumlu bir imaja sahipti. Ancak iktidara oturduktan kısa bir süre sonra, Sultan’ın krallığı güneydeki Dofar eyaletinde gelişen radikal bir gerilla örgütü tarafından tehdit edilmeye başladı. Umman Halk Kurtuluş Cephesi adlı örgüte karşı verdiği savaşta Sultan’a en büyük destek ise, ABD ile birlikte İsrail’den geldi. Benjamin Beit-Hallahmi’ye göre, iki taraf arasındaki ittifak, “Ortadoğu’nun en az bilinen sırlarından biri”ydi ve “iki tarafın ortak çıkarlarından ve dünyaya bakış açılarındaki paralellikten” kaynak buluyordu.83 Kabus da İsrail’in yardımları sayesinde, iç savaşı kazandı.








