İsrailin Dünya Egemenliği Politikası
Kaynak : http://www.harunyahya.org/kitap/israilinpolitikasi/israildnpl05.html
İSRAİL’İN ORTADOĞU STRATEJİSİ
Önceki bölümde, Arap dünyasını 1950′lerin başından itibaren dönüştürmeye başlayan radikalizasyon dalgasından söz etmiştik. İsrail, bu dalganın kendisinde uyandırdığı endişeye karşı kayıtsız kalmadı. Yahudi devleti, aksine, giderek radikalleşen Ortadoğu’da hayatta kalabilmek için çok geniş kapsamlı bir beka stratejisi geliştirdi. Strateji, Ortadoğu ülkelerinin pasifleştirilmesini öngörüyordu. Bunun için yapılması gereken iki önemli işten biri, Ortadoğu’nun bir sömürge bölgesi olarak kalmasını sağlamaktı. İngilizlerin Mısır’ı terk etmesini engellemeyi amaçlayan Lavon Olayı, bu büyük planın başarısız bir parçasıydı yalnızca.
![]() Benjamin Beit-Hallahmi |
Ben-Gurion, Ekim 1956′da Fransa ve İsrail liderleri arasında yapılan Sevr Konferansı’nda ortaya attığı Ortadoğu “yerleşim” planında şöyle bir öneri getirmişti:
Ürdün’ün var olma hakkı yoktur ve bölünmelidir. Ürdün ırmağının doğu yakası Irak’a katılacaktır ve Arap mültecileri buraya yerleşecektir. Batı Şeria, özerk bir bölge olarak İsrail’e verilecektir. Lübnan, Hıristiyan bölümünün dengesini bozan Müslüman bölgelerden kurtarılacaktır. Irak, Doğu Şeria ve Güney Arap Yarımadası İngilizlerin olacaktır. Süveyş Kanalı milletlerarası olacak ve Kızıldeniz boğazları İsrail kontrolü altına alınacaktır.34
Kısacası Ben-Gurion, Ortadoğu’nun İsrail açısından güvenli hale getirilmesi için bazı bölgelerin İsrail tarafından işgal edilmesini, bazı bölgelerin de İngiltere gibi Batılı güçler tarafından yeniden sömürgeleştirilmesini istiyordu. Bölge tekrar sömürgeleştirilecek ve İsrail bu işin gerçekleşmesine yardım edecekti. Hayfa Üniversitesi’nden Benjamin Beit-Hallahmi, bu konuda şöyle diyor: “1950′lerin ilk yıllarından itibaren, İsrail liderleri Üçüncü Dünya’da ve Ortadoğu’da kolonileşmenin yıkılmasına yönelik olarak yapılan her hareketin İsrail için bir tehdit unsuru olduğunun farkındaydılar ve buna göre davranıyorlardı.”35
İsrail’in Kıbrıs Üzerindeki Hesapları
Toprakları İsrail’in “Tevratsal sınırlar”ı içinde yer alan ülkelerden biri de Kıbrıs’tır. Hem bu nedenle, hem de Filistin’e yönelik stratejik öneminden dolayı Kıbrıs, Yahudiler için tarih boyunca önemli bir yere sahip olmuştur. İsrail’in kurulmasından önce Filistin’e giden bir basamak, İsrail kurulduktan sonra da askeri yönden ve istihbarat açısından değerli bir koz olarak görülmüştür.
Kıbrıs’a yönelik Yahudi ilgisinin ilk somut örneği, Osmanlı’nın Kıbrıs’ı fethi sırasında görülür. Çetin Yetkin’in Türkiye’de Yahudiler adlı kitabında yazdığına göre, o dönemde Saray’da danışman olarak bulunan eğitimli bir Yahudi olan Yasef Nassi “Kıbrıs Kralı” olabilmek istemiştir.94 Bundaki amacı ise, adanın “bir Yahudi yerleşim merkezi haline getirilmesi”dir.95 Yasef Nassi’den sonra adaya merak saran bir başka Yahudi, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere Başbakanlığı koltuğuna oturan Benjamin D’Israeli olur. D’Israeli, çok sayıda Romanyalı Yahudi’nin Kıbrıs’a transfer edilmesini sağlar.96
Ancak Kıbrıs’ın Yahudiler açısından taşıdığı önem, asıl olarak Siyonist hareketin ada üzerindeki talepleriyle ortaya çıkar. Siyasi Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, Kıbrıs ile ilgili düşüncelerini Siyonist hareketin finansörlerinden Lord Rothschild’e Temmuz 1902′de şöyle dile getirir:
Kıbrıs’ı düzene sokmalıyız ve bir gün İsrail’in üzerine gitmeliyiz ve kuvvetle almalıyız. Kıbrıs’tan Müslümanlar gider, Rumlar iyi bir fiyata topraklarını satar, Atina’ya veya Girit’e göç eder. Filistin Yahudiler için çok küçük, bu nedenle Filistin’e yakın bir yer sağlamamız gerekiyor. Filistin’e Kıbrıs ve El Arish de dahil edilmelidir.97
Bu doğrultuda, Kıbrıs’taki Yahudi nüfusunu artırmak için çeşitli yöntemler denenir. 1897′de İngiliz Hükümeti’nin isteğiyle JCA (Jewish Colonization Association-Yahudi Kolonileşme Birliği), İngiltere’den 33 Rus Yahudi ailesini 3 koloni kurarak Kıbrıs’a yerleştirir. 1900-1906 yılları arasında da Siyonist önderlerden Warburg, Kıbrıs’ta Yahudi zirai yerleşimi ve köyleri oluşturulması konularıyla yakından ilgilenir ve JCA’yı bu amacında destekler.98
İlerleyen yıllarda da Siyonist hareket, Kıbrıs’ı müstakbel topraklarına katma planları yapar. Roger Garaudy, bu planlara şöyle değiniyor:
![]() Churchill & Neville Chamberlain |
Daha 1937′de Ben Gurion, İsrail’in sınırlarını Kitab-ı Mukaddes’ten bakarak çiziyordu. Ona göre İsrail toprağı beş bölümden meydana geliyordu: Litani’ye kadar Güney Lübnan. Bu bölüme Ben Gurion ‘Batı İsrail’in kuzey kısmı’ diyor. Güney Suriye, Ürdün, Filistin, ki buna da ‘İngiliz manda toprağı’ diyor. Ve Sina. Ben Gurion kuzey sınırının da Suriye’nin Humus şehri yakınlarından geçmesini istiyordu. Zira (Tevrat’ın) ‘Sayılar’ kitabına göre (34/1-2-8), buranın ‘Kenan’ ilinin kuzey sınırı olması lazımdı. ‘Kitab’a daha çok bağlı Siyonistler ise ‘Hama’ şehrinin bugünkü ‘Halep’ olduğunu ileri sürüyorlardı. Diğer bazıları ise bu şehrin Türkiye’de bulunduğunu iddia etmekteydiler… Haham Adin Shteinsalz, ‘İsrail’in Kıbrıs adası üzerindeki tarihi hakları’ndan söz etmişti. 1956′da Ben Gurion, İsrail Meclisi’nde alkışlar arasında Sina’nın ‘David ve Solomon krallarının krallığına ait’ olduğunu ilan etmişti…99
Kıbrıs üzerinde o dönemdeki en kapsamlı, en ayrıntılı ve en ırkçı Siyonist plan ise 1939′da yapıldı. Kıbrıs uzmanı, Dışişleri Eski Bakanı Şükrü Sina Gürel’in de ifade ettiğine göre, “Yahudi Sorununa Bir Çözüm” adını taşıyan bu plan, 11 Mart 1939′da üç Yahudi lider tarafından İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain, Sömürgeler Bakanı Anthony Eden ve Amirallik 1. Lord’u Winston Churchill’e sunuldu. Gürel şöyle yazar:
![]() II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa’dan kaçan Yahudilerin bir kısmı İngilizler tarafından Kıbrıs’a gönderildiler. |
Bu plana göre Kıbrıs’taki Rum nüfusu boşaltılarak Selanik’in bir bölgesine yerleştirilecekti. Selanik’teki Yahudiler ise Kıbrıs’a aktarılacaktı. Böylece Kıbrıs’ta Yahudilere yer açılacak ve Selanikli Yahudiler, Kıbrıs’ta oluşacak yeni Yahudi topluluğunun çekirdeğini oluşturacaklardı. Tüm transfer giderleri Yahudi finansörler tarafından karşılanacaktı. Rumlar da Selanik’e transfer edilerek “Enosis” fikri yerine getirilmiş oluyordu. Bu yolla Rumlar da memnun ediliyordu. 1939′dan başlayarak Kıbrıs’ta Yahudi göçü kanunlaştırıldı ve uygulamaya geçildi.100
II. Dünya Savaşı sonunda da Kıbrıs, Filistin’e Yahudi transferinde bir aracı işlevi gördü. İngiltere, Avrupa’dan Yahudiler’i zorla gemilere bindirerek Kıbrıs’taki toplama kamplarına yolladı. Toplam sayıları 1946′dan 1948′e kadar 51.500 kişiydi. İsrail kurulunca bunlar topluca İsrail’e göç ettirildiler. Avrupa’dan getirilip Kıbrıs’a yerleştirilen bu Yahudiler, burada düzenli gruplar halinde eğitilmeye başladılar. Çoğu Araplarla savaşmak için kurulan silahlı Siyonist örgüt Haganah’a katıldı.
İsrail kurulduktan sonra da Kıbrıs Mossad açısından çok önemli bir yer haline geldi. Ronald Payne Israel’s Most Secret Service (İsrail’in En Gizli Servisi) adlı kitabında şöyle yazıyor:
Hiç şüphesiz, Mossad ajanları Kıbrıs’ta çalışır haldeydi. Bu ada, II. Dünya Savaşı’nda istihbarat ve planlama konularında coğrafi bir merkez oluşturuyordu… Öbür taraftan da Kıbrıs’ta istihbarat servisine haber sağlayan bir İsrail Büyükelçiliği vardı ki, Arap dünyasına yakın yerdeki adayı dinleme merkezi olarak kullanıyordu.101
|
|
21 Eylül 1986 tarihli Nokta ise şöyle yazıyordu:
Adada, ada halkından çok casus yaşıyor ve bunların çoğunluğu da Mossad ajanları. Kıbrıs, İsrail’in bölgedeki gözü ve kulağı niteliğindeki en önemli organı durumunda. Mossad’ın yüzlerce casusu adada faaliyet gösteriyor… Ayrıca İsrail Larnaka ve Limasol limanları aracılığıyla Lübnan’daki falanjistlere silah yardımında bulunuyor.
Rıbhi Halloum’un, Palestine Through Documents (Belgelerle Filistin) adlı kitabında bildirdiğine göre, (ss. 61-62) Güney Kıbrıs Mossad’ın ana faaliyet alanlarından birini oluşturuyordu. 1972 ile 1988 arasında Mossad Güney Kıbrıs’ta dört önemli cinayet işlemişti.
Hürriyet’in 16 Mart 1981 tarihli sayısındaki bir haberde ise şöyle yazıyordu:
Güney Kıbrıs’ı üs haline getiren İsrail Gizli Servisi bazı üst düzey Rum liderlerinin de ortaklığı ile Lefkoşe’de bir şirket kurdu. Şirketin adı: Securities Services Ltd… Adresi ise, Archbishop Makarios Caddesi No: 15, Lefkoşe. Ticaret Yasası hükümlerine göre kurulmuş yasal bir ticari şirket… Bu şirket güvenlik ihtiyacı içinde olanlara özel muhafızlar sağlıyor. Bir Rum gazeteci ele geçirdiği belgelerle, bu şirketin gerçekte İsrail Gizli Servisi’nin bir kolu olduğunu açıklayıverdi… Mossad Ortadoğu’ya yönelik tüm istihbaratı bu şirket yoluyla sağlıyordu. Bu Mossad ajanı ‘Rum pazarlamacılar’ Arap ülkelerini dolaşıyorlar. Milyarder Arap şeyhlerine, hayatlarını korumak için çok iyi eğitilmiş muhafızların gerekliliği konusunda ikna edici sözler söylüyorlar. Milyarder Araplar, ‘Ben kendi güvenliğimi kendim seçtiğim ya da kendi yetiştirdiğim muhafızlarla sağlarım’ dedi mi, başka ikna yöntemlerini sahneliyorlar… Örneğin suikast girişimi filan gibi… Amaç milyarderi öldürmek değil tabii… Çevresindeki muhafızların beş para etmediğini ona göstermek ve hayatının tehlikede olduğuna inandırmak. Ardından çok yüksek ücretlerle korunmasını üstlenmek. Sonrası kolay, Amerika, İngiliz, Fransız, Avusturyalı çok özel koşullarla eğitilmiş korumalar artık milyarder Arapların yakın çevresindeler. Bu korumaların uyrukları değişik ama, aslında tümü İsrail asıllı. Dahası, İsrail Gizli Servisi’nin en yetenekli, en gözde ajanları.102
![]() Kıbrıs Rum kesimi, Makarios döneminde İsrail ile iyi ilişkiler kurmuştu. |
Bu haberde, Kıbrıs Rum Kesimi’nin pek çok açıdan İsrail için bir “koz” olduğunu göstermektedir. Bu nedenle de İsrail, çeşitli yöntemlerle Rumları desteklemiştir. Makarios döneminde kurulan “iyi ilişkiler”103, İsrailli 30 uzman gerilla eğitimcisinin Kıbrıs’ta ada Rumlarını gerilla savaşı konusunda eğitmesiyle gelişmiştir.104
İki taraf arasındaki ilişkiler halen devam etmektedir. Buna silahlandırma da dahildir. 29 Şubat 1996 tarihli Milliyet’te yer alan “İsrail savaş sanayi yetkilileri, Rum temsilciler Meclisi Savunma Komitesi üyeleriyle temas kurarak, İsrail’in silah deposunu kendilerine açabileceğini bildirdiler” şeklindeki haber, bunun bir işaretidir.
Öte yandan ABD’de Kıbrıs sorununun “çözümü” için görev alan ve hemen her zaman Rumlardan yana tavır alan isimlerin ağırlıklı olarak Yahudi lobisine bağlı olmaları dikkat çekicidir. Ronald Reagan döneminde 3 yıl Kıbrıs özel sorumlusu olan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Haas, ABD’nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Nelson Ledsky, Carter’ın Kıbrıs konusundaki özel temsilcisi Clark Clifford, George Harris, CIA Ortadoğu Masası şefi Ellen Laipson ya da Richard Hoolbroke söz konusu İsrail yanlısı Amerikalı Yahudiler arasında ilk akla gelenlerdir.
Bu arada İsrail, son dönemde Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne girmesi çabalarına verdiği destekle dikkat çekmektedir. Kıbrıs’taki iki ayrı devleti zoraki bir biçimde birleştirmek ve böylece adayı Rum egemenliği altına sokmak amacını güden bu plan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın vurguladığı gibi, KKTC’ye karşı tasarlanan bir tuzaktır aslında. İsrail, işte bu planı desteklemektedir. Konuyla ilgili bir gazete haberi şöyledir:
İsrail hükümetinin, özel ilgi gösterdiği Kıbrıs sorununun Rum tarafı lehine çözülmesi için, anahtar olarak kabul edilen ülkeler nezdinde girişimde bulunduğu kaydediliyor. Atina, Bonn, Paris ve Washington’daki İsrail Büyükelçilerinin Kıbrıs sorunuyla ilgili temaslarda bulunduklarını belirten Simerini, İsrail’in Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunun ileriye götürülmesinin gerekliliğini savunduğunu yazdı. Tel Aviv’in, Kıbrıs’ın AB’ye kısa sürede katılması yönündeki ısrarının ardında bölgedeki güvenlik sistemini güçlendirme kaygısının yattığı bildiriliyor. Kıbrıs’ın AB üyeliğinin bölgesel güvenlik için uygun olduğu görüşünü taşıyan İsraillilerin… Türkiye’nin adanın kuzey bölümünü veya bütün Kıbrıs’ı denetleyebilecek bir çözüm şekline sıcak bakmadıkları ifade ediliyor. İsrail’in bu planının ardında, Türkiye’nin kendisi gibi bölgesel bir süper güç adayı olmasının yattığı ve Kıbrıs’ta Ankara varlığının yasallaşması halinde Tel-Aviv’in bölgeye yönelik bütün planlarının altüst olmasından endişe ettiği kaydediliyor. Bu arada, Atina’daki İsrail Büyükelçisinin de yoğun bir faaliyet içinde bulunduğu ve Yunanlı yetkililerle odak noktası Kıbrıs olmak üzere sık sık temaslarda bulunduğu bildirildi.105
Bu arada İsrail, “Türkiye ile yaptığı askeri anlaşmanın Kıbrıs Rum kesimini olumsuz yönde etkilemeyeceği ve güvenliğini tehlikeye sokmayacağı yönünde Rum yönetimine “güvence” vermiştir.106
Tüm bunlar, İsrail’in Ortadoğu stratejisi içinde Kıbrıs’ın da önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Dahası, İsrail’in, bu hedeflerin ifası için de kendisine ortak olarak Kıbrıs Rum Kesimi’ni seçtiği anlaşılmaktadır. Bu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde büyük baskılar uygulandığı şu dönemde, göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.
yazıda geçen bilgiler için aşağıdaki kaynaklar kullanılmıştır.
34. Yehoshafat Harkabi, Israel’s Fateful Hour, s. 5![]()
35. Yehoshafat Harkabi, Israel’s Fateful Hour, s. 5![]()
36. Lenni Brenner, The Iron Wall, s 75-77![]()
37. M. Medzini, “Reflections on Israel’s Asian Policy”; M. Curtis & S. A. Gitelson, Israel and The Third World, s. 75![]()
38. A. Schweitzer, “Moshe Dayan: Between Leadership and Loneliness”, Ha’aretz, 12 Aralık 1958; Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 5![]()
39. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 7![]()
40. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 8![]()
41. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 45![]()
42. E. Crosbie, The Tacit Alliance, s. 107![]()
43. Andrew & Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 102![]()
44. Andrew & Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 51.![]()
45. David Blum, The CIA: A Forgotten History, s. 98![]()
46. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 46![]()
47. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 47![]()
48. M. Zak, “Following the Summit”, Ma’ariv, 25 Temmuz 1986; Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 47![]()
49. Ronald Payne, Mossad: Israel’s Most Secret Service, s. 171![]()
50. Şalom, 16 Ocak 1991![]()
51. E. A. Bayne, Four Ways of Politics, s. 247![]()
52. Dan Raviv, Yossi Melman, Every Spy a Prince, s. 213![]()
54. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 11![]()
55. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 10-11![]()
56. Andrew & Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, 102![]()
57. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 52![]()
58. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 50![]()
59. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 52![]()
60. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 51![]()
61. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 52![]()
62. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 52![]()
63. Andrew Cockburn, Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 108![]()
64. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 5![]()
65. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 8![]()
66. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 9![]()
67. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 9![]()
68. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 5![]()
69. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 4![]()
70. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 8![]()
71. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 4![]()
72. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 9-10![]()
73. Israel Shahak, The Zionist Plan for the Middle East, s. 9-10![]()
74. Ralph Schoenman, Siyonizm’in Gizli Tarihi, s. 103![]()
75. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 20![]()
76. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 20![]()
77. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 20![]()
78. Andrew Cockburn, Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 326![]()
79. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 20-21![]()
80. Andrew Cockburn, Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 333![]()
81. Andrew Cockburn, Leslie Cockburn, Dangerous Liaison s. 129![]()
82. Andrew Cockburn, Leslie Cockburn, Dangerous Liaison, s. 129![]()
83. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 18![]()
84. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 48![]()
85. “Le Procès du Mercenaire olf Steiner”, Le Monde, 11 Ağustos 1971![]()
86. “Seuls les Israeliens Aident Effectivement les Rebelles Sud-Soudenais”, Le Monde, 12 Ağustos 1971![]()
87. Dan Raviv & Yossi Melman, Every Spy A Prince, s. 260-62![]()
88. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 48![]()
89. Nehir (aylık dergi), Kasım 1993.![]()
90. Washington Report on Middle Affairs, Haziran 1994![]()
91. Yörünge (haftalık dergi), 8 Aralık 1991![]()
92. Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection, s. 68![]()
93. J. Bloch & P. Fitzgerald, British Intelligence and Covert Action, s. 159.![]()
94. Çetin Yetkin, Türkiye’de Yahudiler, s. 86![]()
95. Ahmet Gazioğlu, Kıbrıs’ta Türkler 1570-1878, s. 10![]()
96. Encyclopædia Judaica, Cilt 5, s. 1181![]()
97. Şükrü Gürel, Siyonist Plan ve Kıbrıs Milletlerarası Müstemleke Türk Yıllığı 1979, s. 83-95![]()
98. Encyclopædia Judaica, Cilt 15, s. 1394 ve Cilt 16, s. 287![]()
99. Roger Garaudy, Siyonizm Dosyası, s. 31-32![]()
100. Şükrü Gürel, Siyonist Plan ve Kıbrıs Millet-lerarası Müstemleke Türk Yıllığı 1979, s. 83-95![]()
101. Ronald Payne, Israel’s Most Secret Service, s. 260![]()
102. Hürriyet, 16 Mart 1981![]()
103. Le Monde, 17 Temmuz 1974![]()
104. Cumhuriyet, 24 Eylül 1974![]()
105.Gündem 95 Yıllık,1 Mayıs 1995, Sayı 8![]()
106. Yeni Yüzyıl, 21 Mayıs 1996.![]()










