İsrail’in Azınlıkları Kışkırtma Stratejisi
İsrail’in Azınlıkları Kışkırtma Stratejisi
Yahudi devletinin Ortadoğu’daki tüm bu iç savaşlardaki rolü kuşkusuz son derece önemli bir stratejik anlam taşımaktadır. Lübnan, Yemen, Umman, Çad ve Sudan’daki iç savaşların hepsinde de “İsrail parmağı”nın var oluşu, bizlere “beka için parçalama” stratejisinin ne denli gerçekçi olduğunu ve İsrailliler tarafından ne denli ısrarlı bir biçimde uygulandığını göstermektedir.
Anlaşılmaktadır ki, Ortadoğu ülkelerindeki her iç çatışma, Batı Kudüs’te büyük bir stratejik fırsat olarak görülmektedir.
Ortadoğu ülkelerindeki bu iç çatışmalar bir ülkenin parçalanmasına neden olabilir -ki İsrail’in de en büyük amacı budur. Bunun yanı sıra, parçalanma ile sonuçlanmasa bile, her iç çatışma en azından istikrarsızlık meydana getirir ve ülkeleri zayıflatır. Etrafındaki Müslüman/Arap ülkelerin istikrarsızlaşması ve güçsüzleşmesi ise, Batı Kudüs açısından önemli -ancak bir o kadar da yanlış- bir stratejik hedeftir.
İsrail’in beka için parçalama stratejisinden vazgeçmesi, ancak komşularına karşı dostane bir bakış açısı geliştirmesi ile mümkün olacaktır. Komşularını sürekli bir tehdit unsuru olarak görmekten vazgeçen bir İsrail, hem kendi toplumuna huzur sağlayacak hem de bölgenin istikrara kavuşmasına aracı olacaktır. Böylece başlatılan barış süreçleri de, “vakit kazanmak için” değil, gerçekten barışın inşa edilmesi için değerlendirilebilir. İsrail, gerçek bir barışa yönelmediğini sürece Ortadoğu devletlerinin içindeki azınlıkları “kart” olarak görmeye ve kışkırtmaya devam edecektir.
Ve işte baştan beridir tüm bu anlattıklarımız, bugün Ortadoğu’nun en önemli kanayan yaralarından biri olan ve Türkiye için de önemli bir sorun oluşturan Kürt sorunu ile de yakından ilgilidir.
İngiliz araştırmacılar J. Bloch ve P. Fitzgerald, British Intelligence and Covert Action (İngiliz İstihbaratı ve Gizli Operasyon) adlı kitaplarında, Güney Sudanlı Hıristiyanların stratejik açıdan Iraklı Kürtlere benzediğini ve aynı onlar gibi dış güçler tarafından istikrarsızlık unsuru olarak kullanıldığına dikkat çekerler.93 Gerçekten de Güney Sudan ayaklanmasını “en etkili biçimde” destekleyen İsrail, 1960′ların başından bu yana Irak’ı rahatsız etmekte olan Kürt sorununun başlıca kışkırtıcısıdır.
Bir sonraki bölümde, bu konuyu inceleyeceğiz. Ancak bundan önce, son olarak, İsrail’in Ortadoğu stratejisinde yeri bulunan ve bizleri çok yakından ilgilendiren bir ülkeyi daha belirtmek gerekir. Bu ülke, Kıbrıs’tır.





