İsrail ve İran Şahı Arasındaki Kanlı İttifak
İsrail ve İran Şahı Arasındaki Kanlı İttifak
1958 yılında David Ben-Gurion, Şah Rıza Pehlevi’ye “Hür Dünya”ya yönelen tehdide karşı yakın bir ittifak kurmayı öneren bir mektup yazdı. Amerika’nın bölgedeki en iyi dostu olan Şah, doğal olarak, olumlu bir yanıt verdi. İttifak hiç zaman kaybetmeden başlatıldı; Aralık 1958′de İran hükümetinin Tel-Aviv temsilciliği ve İsrail’in Tahran elçiliği genişletildi. İlerleyen yıllarda iş birliği büyüdü. Amerikalı siyaset bilimci E. A. Bayne, iki ülkenin arasındaki yakın iş birliğinin bir portresini çizerken İran’ın “Arap boykotuna rağmen İsrail’in petrol ihtiyacının büyük bir kısmını karşıladığına” dikkat çekmiş ve şöyle demişti: “Ayrıca, pek bilinmese de, İran, İsrail ordu personeliyle yakın askeri bağlantılar içindedir… İran-İsrail programının çapı genelde gizli tutulmaktadır.”52
![]() İran Şahı Rıza Pehlevi |
İsrail Şah’a, baskıcı rejimini ayakta tutabilmesi için de yardım ediyordu. İran ve İsrail arasında kurulan askeri iş birliği hem silah satışını hem de İsrailli uzmanların İranlı subaylara kara savaşı, istihbarat, karşı istihbarat ve hava savaşı konularında eğitim verilmesini içeriyordu. Şah’ın acımasızlığıyla ünlü gizli servisi Savak, (Sazmani-Amniyat Va Kisvar; “Devlet İstihbarat ve Güvenlik Örgütü”) Mossad’dan önemli yardımlar almıştı. İsrailliler, özellikle işkence teknikleri konusunda eğitmişlerdi Savak’ı.53 Ocak 1963′de İsrail Genel Kurmay Başkanı Zvi Tzur, Tahran’a resmi ve halk bilgisine açık bir gezi yaptı. Bu gezi, iki ülke arasındaki ittifakın ve bu ittifak içindeki askeri iş birliğinin rolünün arttığının açık bir göstergesiydi. 1964′de İran, İsrail’den büyük bir miktar Uzi hafif makineli tüfeği satın aldı.54
Şah’ın İsrail ile bağlantılar kurmaya karar vermesinin sebeplerinden biri de Amerikan Yahudileri’nin Amerikan Kongresi’nde İran çıkarlarını gözetmesine yardım edebileceğini farketmiş olmasıydı. Hallahmi bu konuda “Washington’daki efsanevi İsrail lobisi birçok Üçüncü Dünya rejiminin ilgisini çekmiştir ve Amerikan kamuoyuyla sorunları olan Şah da İsrail’i Amerika’daki politik arenada çok güçlü gören diğer yöneticilerden farklı değildir” diyor.55 Nitekim Yahudi devleti, Şah’ın Batı’daki imajını düzeltme işini de üzerine almıştı. Batı ve özellikle de Amerikan basınındaki Yahudi güdümü, İsrail’e Şah lehinde propaganda yapma imkanını veriyordu. Öyleki Şah, kendini tamamen İsrail’e bağlı hissediyordu. Mossad’ın eski Afrika şefi David Kimche’nin anlattığına göre, Şah, kendisi hakkında Amerikan, hatta Batı basınında en ufak olumsuz bir haber çıktığında hemen telefona sarılıyor ve “niçin buna izin verdiniz” diye soruyordu.56






